Peygamberleri Kötülemek

Kim peygamberlere hakaret ederse, yüzlerine bakamayacak.

Peygamberlere yapılan iftira ve hakaretler 

Bu sayfada peygamberlerimize yapılan iftiraları sıralayıp sonra hepsini Kur’an ayetleri ile temize çıkartıp tüm peygamberleri kendi peygamberlik koltuklarına oturtacağız İnşa-Allah.

İftiralara kaynak olarak gösterilen birkaç ayet:

İlk olarak alacağımız ayet, Diyanet İşleri Başkanlığınca 2002 yılında yayımlanan ISBN: 975-19-2894-X sayılı Kur’an meâlinden.
İbrahim peygamber a.s ile ilgili bir ayet:

37/102: اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَابُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَاأَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنْ الصَّابِرِينَ
Mevcut Türkçe meâli:
[Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi].

Bu tercümeye el-insaf.
Bu ayetin yukarıda yapılan tercümesi ile ayette yapılan tahribat:
1. “Emrolunduğun şeyi yap” demekle, Yaratıcı Yüce Allah’ın peygamber İbrahim (a.s)’a adam öldürmeyi emretmesi,
2. Bununla babanın kendi çocuğunu kendi eli ile kesmesini emretmesi,
3. Suçsuz birinin keyfen kesilmesine izin verilmesi,
4. Babaların vahşi ve cani duruma düşürülmesi,
5. Çocukların kıymetinin hiç olmaması (çünkü bir rüya ile kesilebiliyorlar),
6. Çocukların küçük yaşta öldürülmeleri için rızalık istenmesi,
7. Babanın “Ben seni keseceğim bak çocuğum ne dersin?” cümlesiyle çocukla alay etmesi söylenmiş oluyor.

Yeni yürümeye başlayan çocuk babasına “beni kes” demiş olması anlamsız bir cümledir. Üstelik bunu düşünerek söylemiş olması olanaksızdır.
Tercüme ve tefsirciler tüm bunların hepsini bunlara benzer isyanların yapılmasını önlemek için tayin edilen bir peygambere yaptırmaya çalışıyorlar. Bir peygamberin görevi insan öldürmeyi yasaklamak, acı ve eziyet etmenin önüne geçmek, can yakmaların, kırıp dökmelerin ve bunlara benzer yanlış davranışların önlenmesini sağlamaktır.

Böyle bir göreve atanan bir peygambere dünyada hiç kimsenin yapmadığı ve yapamayacağı canilikleri yaptığını -İslam aydını adına söylemek- kabul edilir bir şey değildir. Bunu da kocaman İbrahim peygambere yaptırmaya kalkmaları vahşet ve caniliktir.

Ayette yapılan tahribat saymakla bitmez.
Birkaç yıl önce Hintli yazar Salman Rüşdi peygamberlere hakaret yağdırırken İbrahim peygamberi vahşi ve cani olarak anlatmaya çalışmıştı. Bu da başta İslam aydınları olmak üzere tüm İslam dünyasını ayağa kaldırdı.
Sonuçta kendisine cevap veremeyenler “öldürün” emrini vererek tehdit ettiler. Salman Rüşdi hâlâ serbest dolaşamıyor.
Şimdi eğri oturalım ve doğru konuşalım. Tüm tefsirci ve mealciler hocaları ile birlikte İbrahim peygambere yukarda saydığımız 7 cinayet unsurlarını yüklediler. Buna hiç kimse ayaklanmıyor. Çıt yok…
Salman Rüşdi de “böyle davranan biri mutlak vahşileşmiş bir canidir” dediğinde müslümanlara bir şeyler oluyor ve ölümüne hüküm veriyorlar.
Elimizi vicdanımıza koyalım ve bir düşünelim. Vahşileşen cani Salman Rüşdi mi, yoksa yukarda sayılan cinayet unsurlarını İbrahim peygambere yükleyenler mi?
Sen kendin diyorsun ki: İbrahim peygamber kendi çocuğunu kendi eli ile bıçakla kesmeye kaltı. Üstelik suçsuz bir çocuğu. Suçu olsa bile böyle söylenebilir mi? Dünyada bunu kim yapabilirdi veya yapabilir. Suçsuz, masun bir çocuğu kendi eli ile kesmeye kalkışan kimse vahşi ve cani bir babadır.

İnsanlara insanlığı öğretmekle görevlendirilen bir peygambere neler isnat edilmiyorki. Salman Rüşdi bunları özetleyince ölümüne hüküm veriyorlar. Kafadan uydurup iftira edenler kuzu postuna bürünüyor. Bu tür iftiraları yapanlar kıyamet günü İbrahim peygamberin yüzüne bakamayacak, yaptıkları iftiraların hesabını da vermeyeceklerdir.
İkinci önemli husus: Yaratıcımız Yüce Allah insan öldürmeyi yasaklıyor. Sonra insanlara, insan öldürmeyi yasaklamak için kendi tayin ettiği peygambere emrediyor: “Masum çocuğunu kendi elin ile kes”. Üstelik kesilecek çocuğu Yaratıcımız Yüce Allah İbrahim peygambere kendi hediye ediyor. Bu vahşi, cani insanlar, Yaratıcımız Yüce Allah’a kendi emrini çiğnetiyorlar ve kendi hediye ettiği çocuğu babasına kestirtiyorlar.

Sayın sayabildiğiniz kadar.
Saymakla tüketemezsiniz ayette yapılan tahribatı.
Şimdi olayı Kur’an öğretisi içinde açıklayarak ayeti Kur’an dilinde tercüme edelim. Buradaki tercümenin böyle olduğunu Almanca’dan yayımladığım ‘Bei schwierigen Fragen: Lass den Kur-an sprechen’  ISBN: 978-3-941865-01-3 sayılı kitapta tüm gelişmeleri ayetler ile belgeliyorum. Gerekli gören oradan geniş bilgi alabilir.
İbrahim a.s. Nemrut ile verdiği mücadele sonucu Kudüs yöresine hicret eder. Zamanla Yaratıcımız Yüce Allah İbrahim peygambere gidip Arap yarımadasında, Mekke yöresinde, kendi için bir devlet kurmasını emreder. İbrahim a.s. da ikinci karısı olan Hacer anne ile tek oğlu olan İsmail a.s.’ı alır ve o yöreye gider. Orada Kâğbe denen yerde ilk kasabayı kurar ve ardından Mescidi Haram’ı inşa eder. Bunları tamamladıktan sonra oğlu olan İsmail a.s.’ı kendisine vekil yapmak üzere oranın imamı olarak tayin eder.
İbrahim a.s. ona verilen emri yerine getirince birinci hanımı olan muhterem Sara annenin yanına dönmeyi düşünür. Ancak muhterem Hacer anneye ve sevdiği tek oğluna “ben sizi burada bırakıp bir daha görüşmemek üzere geri dönüyorum” demeye cesaret edemedi. Hem yaşlanmış hem de “gelecek yıl dönerim” denecek olanaklar yoktu. Gider ise temelli gidecek. Çünkü yol uzak. Bunu da bir türlü ailesine söyleyemez.
Bir gece kendisini çok etkileyen bir rüya görür ve heyecanla uyanır. Hanımı muhterem Hacer anne onunla birlikte ürker ve o da uyanır. Sorar İbrahim peygambere: “Hayırdır İnşa-Allah, neden böyle uyandın?” İbrahim peygamber de onu çok etkileyen rüyasını anlatır. Muhterem Hacer Anne: “Allah bilir, geri gitmen isteniyor” der.
Bunun üzerine muhterem Hacer anne “ben İsmail’i bu rüyana hazırlarım” der ve İsmail a.s.’a durumu anlatır. Ön hazırlık yapar. Daha sonra babası İbrahim peygamber ona rüyasını anlatır ve döner ise ona vekâlet edip edemeyeceğini sorar. İsmail a.s. da işin üstesinden gelebileceğine dair söz verir ve daha sonra İbrahim peygamber birinci hanımı muhterem Sara annenin yanına döner.
Şimdi İbrahim peygamberin dönmek için gördüğü rüyayı Kur’an dilinde tercüme edelim:

37/102 [Ne zaman onun ile belirginleştirmeye erişti –dedi ki; tuta-duranım, ben rüyamda gördüm ki, ben seni {beri-bıraktım}, {beri-bak} ne {bakı-görürsün}. Dedi ki: Baba, ne emredersen onu yap, Allah {gerekli-gördükçe} beni {göğüs-gerenlerden} bulacaksın].

Ayetin geleneksel dilde tercümesi;
<Ne zaman İsmail a.s. babası ile görev yürütür duruma erişir –babası ona der: ben rüyamda gördüm, artık seni annen ile birlikte burada bırakıp geri döndüm. Konuya eğil ve bak nasıl görürsün. İsmail a.s. da der: Baba, ne emredersen onu yap. Yaratıcımız yüce Allah gerekli gördükçe beni işlerin üstesinden gelir bulacaksın>

Dolayısı ile gözün arkada kalmasın, gitmek istersen gidebilirsin. Böylece İbrahim a.s. oğlunu kendi yerine vekil olarak bırakıp birinci hanımı muhterem Sara annenin yanına geri döner.
Tekrar ediyorum. Bu konunun böyle olduğunu Almanca’dan yayınladığım ISBN: 978-3-941865-01-3 sayılı kitapta ayetlerle bire bir kanıtlıyorum. Gerekli gören oradan geniş bilgi alabilir.
Evet, İbrahim a.s.’ın bu muhteşem tablosunu ne korkunç duruma dönüştürdüler. Sonra kalkıp suçu Salman Rüşdi’ye yüklerler. Salman Rüşdi’den özür dilemeleri gerekir. Onlardır İbrahim peygambere iftira edip cani durumuna düşürenler.

Mustafa Beder

Devamı geliyor İnşa-Allah