Et Kesimi

 

Kur’an’a göre et kesme ve kalıtsal yapıya, GEN’e saldırma (müdahale) konusu

 

İslam dininde hiçbir şey keyfi, tesadüfi veya akli verilere dayandırılarak yapılmaz. Kur’an bize insanın -evrim teorisinde anlatıldığı gibi- tesadüfen oluşmadığını, kâinatın sahipsiz ve başıboş olmadığını öğretir.

Kur’an bize, dünyada sadece bizim olmadığımızı, bizim yaşamamızı kolaylaştıran diğer milyonlarca canlı varlıkların yaratıldığını, onların da bizim gibi birer ümmet olduklarını ve bizim gibi her birinin bir görevi olduğunu öğretir.

Dolayısı ile varolan her şeyin sahibi ve yaratıcısı olan Yüce Allah’ın saltanatında yapılacak her iş sahibine sorularak ve izin alınarak yapılması istenir.

Bu bağlamda Kur’an’dan birkaç ayet:

Önce herşeyin sahibi ve yaratıcısının Allah olduğunu öğreten bir ayet:

9/116   أعُذُ باِللهِمِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – إِنَّ اللَّهَلَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يُحْيِ وَيُمِيتُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِاللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ
Tercüme, önce Kur’an dilinde:
[Allah’ın Yer ve gökleri, O-nundur. {İleri-derleyi-veren} ve duruklatandır. Ve ne Allah’ın dizi-derlediklerin den size ait {çeki-yönlendiren} ve ne yardım eden vardır]

9/116. ayeti, geleneksel dilde:
<Yaratıcı Yüce Allah’ın yer ve gökleri, O-nundur. Yaşatır ve öldürür. Allah’ın yarattıklarından size ait {çeki-yönlendirenler} den ve yardımedenler den yoktur>.

Dikkatleri cümlenin yapısına çekmek istiyorum. Ayette, “yerler ve gökler Yaratıcı Yüce Allah’ındır” buyurmuyor. Eğer öyle olsaydı o zaman yerlerin ve göklerin tesadüfen ortada durduğunu ve birilerinin onlara sahip çıkmaya çalıştığı söylenmiş olur veya başkaları “yerler ve gökler evrim sonucu doğmuştur” şeklinde söyleyebilirdi.

Yaratıcımız Yüce Allah: <Allah’ın yer ve gökleri –O-nundur> buyurarak “evrimci” ve “doğacıları” uyararak saltanatında başka hiç kimsenin mal sahibi, yaratma ve yönetme yetkisinde olmadığını, yaşatmanın ve öldürmenin O’na ait olduğunu öğretir.

Tüm canlı varlıkların bir görev için yaratıldıklarını öğreten bir ayet:

6/38  أعُذُباِللهِمِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – وَمَا مِنْدَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّا أُمَمٌأَمْثَالُكُمْ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْيُحْشَرُونَ
Tercüme, önce Kur’an dilinde:
6/38 [Ve yeryüzünde Canlı-varlıklar dan {öne-tepen} olmasın ve kanatları ile {öne-tepen} ne varsa, ancak sizin benzeriniz katılımdırlar. Biz kitapta gerekli-görülenler den es-geçmedik. Bitişiğinde yetiştiricilerine {bir-araya-götürülecekler]

6/38. ayeti, geleneksel dilde: <Yeryüzünde canlı varlıklardan öne-tepen ve kanatları ile uçan olmasın ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta her şeyi açıkladık. Sonrasında Rablerine geri gelecekler.>

Öne-tepen, balıklar ve yeryüzünde ayaksız hayvanlar anlamındadır.

Ayet, genelde içinde yaşadığımız dünya yaşamının bugünkü düzeyde işlemesini sağlamak amacıyla canlı varlıkların birer ümmet olarak bir amaca hizmet etmesi için yaratıldıklarını öğretiyor. Nasıl bir ülkenin ayakta durabilmesi için bir çok meslek dallarının farklı iş alanlarında görev yapmaları gerekliliği var ise, dünya yaşamının da bugünkü mükemmel düzeninin sağlanabilmesi için de çok farklı canlı varlıkların görev yapmaları gerekliliği vardır. 6/38. ayeti de bu konuyu öğretir.

Mal ve mülk kimin ise “yönetimin” de ona ait olmasının gerekli olduğunu öğreten bir ayet:

6/102  أعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – ذَلِكُمْ اللَّهُ رَبُّكُمْ لَا إِلَهَإِلَّا هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ
Tercüme, önce Kur’an dilinde: 6/102 [Sizin yetiştiricinizdir sizin {Sonsuza-dek-genel-yöneticiniz},Yönetici yoktur- sadece “O”. Gerekli-görülenlerin tümünü, “O” yarattı, O-nu üstlenin. Ve O-dur tüm gerekli-görülenlerin üzerine {dayandırıp-derleyen}]

Ayette geçen {Sonsuza-dek-genel-yönetici}, <Allah> kelimesinin anlamıdır. <Allah> kelimesi isimdir. Kur’an’da isim, isim olarak işlem görmez. Her ismin bir anlamı/amacı/tanımı/işlevselliği vardır ve o doğrultuda işlem görür. Örneğin: Şenol, çok şendir.
Yaşar, yaşıyor şeklinde.

6/102.Ayetinde geçen <Allah> kelimesi, <Allah> olarak tercüme edilemez. Böyle bir tercüme cümlesi eksik kalır. Dolayısı ile cümledeki <Allah> kelimesi, anlamı/amacı/tanımı/işlevselliği ile anlamlandırılıp tercüme edilebilinir. Geniş bilgi: “Yaratıcı yüce Allah, Kur’an’ı yeniden veriyor” adlı kitapta.

<Allah> , {Sonsuza-dek-genel-yönetici} anlamındadır.

6/102. ayeti, geleneksel dilde:
<Sizin rabbinizdir sizin yöneticiniz, O’ndan başka yönetici yoktur. Her şeyi “O” yarattı, O’nu üstlenin. O’dur her şeye vekil.>

Ayet bize “tüm beşeri sistemlerin yaşamlarını kendilikli/keyfi ve dünya amaçlı yürüttükleri için yaşamın amaç ve anlamını kendi çıkarları uğruna harcayarak geleceklerini Cehennem yaptıklarını” öğretiyor.

Diğer yandan, canlı varlıkları gayri meşru yollardan kullanarak yaşamın dengelerini bozduklarını, başta insan olmak üzere tüm canlı varlıkları, tüm yaşamın hakları ve hukukları çerçevesinde güvenle ebediyet içinde yönetecek olanın sadece Yaratıcı Yüce Allah olduğunu öğretiyor.

Bunun için ayetteki <Allah> kelimesi, anlamı itibarıyla verildi.
<Sizin Rabbinizdir sizin Sonsuza-dek-genel-yönetim-başkanınız> buyurarak, beşeri düzenleri geçersiz yaparak O’nun birliğine sarılmamızı emretmektedir.

Toparlayacak olursak: Yerin, göklerin ve arasındakilerin sahibi ve yaratıcısı Yüce Allah’dır. Yeryüzündeki tüm varlıklar bizim gibi birer ümmet olarak her birinin birer görevi vardır ve hepsi Yaratıcı Yüce Allah’ın emrine göre yaşar ve çalışır. Bunun da anlamı şudurr: Eğer biz insan olarak onlardan yararlanacaksak onlar ile konuşamayacağımız için mutlak sahiplerine sorup izin almamız gerekir. Eğer izinsiz olarak alırsak “gayrimeşru” davranmış oluruz ki bu durumda ceza hükmü doğmuş olur. Çünkü sahibinin izni alınmadan malından bir şeyler alınmış olur.

Bir örnek: Bir ülkede bir kişi bir başkasının malını haksızca almış olsun. Haksızlığa uğrayan kişi kendi başına ona ceza vermeye kalkışırsa kendisi suçlu duruma düşer. Çünkü o ülkenin bir devleti vardır ve o devlet de güvenliği kendi yasaları çerçevesinde yürütür. Başkaları karışamaz. Sonuçta cezanın verilmesi gerekecek. Verilecek ceza meşru yoldan ve görevliler tarafından verilecektir. Kişiler kendi çıkarlarını kollayacakları için aralarında hak ve hukuku gerektiği şekilde kollayamazlar.

Eğer dünyamızın ve üzerinde yaşayanların bir sahibi varsa -ki vardır- ve eğer yeryüzünde yaşayan canlı varlıklar bizim gibi birer ümmet ise o zaman ülkenin varlıkları arasındaki çıkar ilişkileri sahibinden izin alınarak yürütülecek.

Biz diğer canlı varlıklarla doğrudan konuşamadığımız için sahiplerinden izin almamız gerekir. Bizim ve onların sahibi olan Yaratıcımız Yüce Allah bu işlerin meşru yollardan nasıl yürütüleceğini kendi verdiği kutsal kitaplarda açık seçik emretmiştir.

Böylece tüm canlı varlıklar yaratıcıları olan Yüce Allah’ın emrine göre davranıp yapmakla yükümlü olduklarını yaparak gereken hizmeti vermektedirler.

Bunun iki farklı yönü daha var;
1) Yaratıcımız Yüce Allah, Kur’an okutup kendi yüce adını andırarak incitilecek olanları, verilecek acıları hissetmeyecek derecede vücudundan ayırarak ağrıları sezdirmemektir. Başka bir deyişle; okunan Kur’an ayetleri uyuşturma görevi sağlar. O esnada yapılan tepişmeler sinirsel tepişmedir. Böylece vücutta bulunan kan son damlasına kadar vücuttan çıkartılarak saf et geride bırakılmış olur. Çünkü Kur’an hükmüne göre kan yemek yasaktır. Bunun oluşturduğu sağlıkla ilgili olan kısmına bu bağlamda girme gereği görmüyorum.

2) Alınacak olan canlı varlıkların alınması “meşrulaştırılmış”, yasal olmuş olur. Yenmeleri de helal olur.

Bu emre uymayıp kendilikli7keyfi (tevekkel) davranıp bir canlı varlık alarak onu ilaç ile öldürmek, elektrik ile öldürmek veya sopalarla vurarak öldürüp sonrasında onu yemek “gayrimeşrudur” ve böyle davranalar yaptıklarından sorumlu tutulacak.

 

Her şeyin yasal olabilmesi için:

Kesime, işe ve yemeğe başlarken <Besmele><بِاِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ> ayetinin okunma şartı:

Kesime, işe ve yemeğe başlarken <بِاِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ> ayetinin okunma şartı

6/118  اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِإِنْ كُنتُمْ بِآيَاتِهِ مُؤْمِنِينَ

Tercüme, önce Kur’an dilinde: 6/118
[Eğer Yaratıcının {gidişatı-bildirenleri} ile {güvence-alıyorsanız}, üzerlerine Allah’ın adı anılanlar dan yeyin]
Geleneksel dilde:
<Eğer Yaratıcı Yüce Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerlerine Yaratıcı Yüce Allah’ın adı anılanlardan yeyin.>

Bu emir daha bir çok ayetde tekrarlanmaktadır.

Aynı konuyla ilgili başka bir ayet:

6/121  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – وَلَاتَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرْ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌوَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَى أَوْلِيَائِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْأَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ

Tercüme, önce Kur’an dilinde:
6/121 [Üzerlerine Allah’ın adı anılmayanlar dan yemeyin. O, {dışarı-geçip-kalanlara} aittir. Yan-çekenler, size karşılık-versinler diye {çeki-yönlendiricilerine} sezdirirler. Eğer onlara {bir-iş-görürseniz}-işe-karışanlara ait olursunuz].

 “فِسْقٌ” kelimesinin anlamı:
Dışarı-geçip-kalış / Yemek listeniz den çıkartıldı / Yasa dışı – Haram / İslam’a karşı davranmak.

“مُشْرِكُونَ” kelimesinin anlamı:
İşe-karışmış olmak. Yaratıcınız Yüce Allah’ın işine karışmış olursunuz.

6/121. Ayeti, geleneksel dilde:
<Üzerine Yaratıcı Yüce Allah’ın adı anılmayanlardan yemeyin. Yiyenler haram et yemiştir. Yanı-çekenler, sizi kendi taraflarına alsınlar diye-yönetmenlerine emrederler. Eğer onlara itaat ederseniz, müşrik olursunuz =yaratıcınız yüce Allah’ın işine karışmış olursunuz>.

Yaratıcı Yüce Allah’ın işine karışmanın af edilmekten mahrum kalması:

4/48      اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ – إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ  أَنْ يُشْرَكَ بِه
Tercüme, önce Kur’an dilinde:
4/48 [Allah, O-nun ile işe-karışmayı özgürleştirmeyecek]

 

Geleneksel dilde:
<Yaratıcı yüce Allah, O-nun işine karışmayı affetmeyecek>

Başka bir deyişle: Yaratıcı Yüce Allah, yönetim işine karışılmasını veya karışanları affetmeyecek.

 

Kesim yapılmasının mutlak yasal hükmü:

22/34 اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – وَلِكُلِّ أُمَّةٍجَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْبَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرْالْمُخْبِتِينَ

Tercüme, önce Kur’an dilinde: 22/34
[Eğitigiller den bakıma-alınanların üzerineAllah’ın kimliklerini anamaya ait her katılıma çeki-düzenleyişler koyuverdik.Sizin yöneticiniz tek yöneticidir. O-na ait {yolu-yordamına-koyun}.{Derleyi-düzeltenlere} bellet]

22/34. ayeti geleneksel dilde:
<Biz, size geçim kaynağı olarak verdiğimiz ot ile geçinen hayvanlardan bakıma aldıklarınızın üzerlerine Yaratıcı Yüce Allah’ın adının anılması için tüm birleşik-milletlere yasalar verdik. Sizin tek yöneticiniz var. İşlerinizi yaratıcınız olan Yüce Allah adına yolu-yordamına koyun. Bunları derleyip-düzeltenlere bellet>.

Eğitigiller, genellikle ot yiyerek geçinen hayvanlar anlamındadır. Eğitigiller oluşlarının nedenini “Yaratıcımız Yüce Allah Kur’an’ı yeniden veriyor” adlı kitapta veya Almanca yayınladığım “Bei Schwierigen Fagen: Lass den Kur’an sprechen” adlı kitapta geniş geniş açıkladım. Gerekli görenler sözü edilen kitaplardan bilgi edinebilirler.

 

Et kesimin farz oluşunu bildiren bir ayet:

22/36  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  -وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌفَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَافَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَالَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Tercüme, önce Kur’an dilinde: 22/36
[Ve Allah’ın {derleyi-tuttukların} dan size ait istiflemeye koyu-verdi. Onların içinde size ait uğruna-biçilişler vardır.{sıraya-konulduklarında} üzerlerine Allah’ın adını anın. Ne zaman onların {boşa-verileceklerine} {ilgili-gösterilince} onlar dan yeyin ve memnun-etmeye ve {birşeyi-kalmayanlara} yedirin. Böylece {elverişli-olasınız} diye onları size ait {kıvrayıp-tuttuk}]

22/36. ayeti, geleneksel dilde:
<Yaratıcı Yüce Allah’ın derleyip-tuttuklarından malcılık yapmanız için koyu-verdi. Onların içinde sizin için menfaatler vardır.  Kesmeye hazırlandıklarında üzerlerine Yaratıcı Yüce Allah’ın adını anın. Ne zaman onların kan ve gübrelerini çıkarırsınız, onlardan yeyin ve kolu-komşuyu memnun etmeye ve bir şeyleri kalmayanlara da yedirin. Böylece elverişli -olasınız diye- onları sizin hizmetinize verdi>.

Kesmek için ayırdığınız bakıma alınan eğitigillerin, ot yiyen hayvanların boşa-verileceklerine ilgi-gösterince, kan ve gübrelerinin çıkartılmasına mutlak ilgi gösterin veya temizlenmelerine önem verin. Kesip hemen doğramaya başlamayın. Temizlenmeleri yapılınca ister satın ister yiyin. Kolu-komşunuza ve bir şeyleri kalmayanlara da yedirin.

 

Yasaklanan kesim çeşitleri:

5/3  اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُوَلَحْمُ الْخِنزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُوَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُإِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَنْ تَسْتَقْسِمُوابِالْأَزْلَامِ ذَلِكُمْ فِسْقٌ الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْدِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِي الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْوَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمْ الْإِسْلَامَ دِينًا فَمَنْاضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِإِثْمٍ فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌرَحِيمٌ

Tercüme, önce Kur’an dilinde:
5/3 [Size 1) Kan 2) ölü ve 3) Domuz eti –yasaktır- ve 4) ne – Allah’ın püskürtüklerine onun ile {bir-el-oldukları} ve5) boğulmuş ve6) {vurularak-öldürülen} ve 7) yuvarlanarak-ölen ve 8){hayvanlar-arasında vuruşarak ölen} ve9) yırtıcı hayvanlarca yenmeye başlanmış, ancak yırtıcı hayvan eğitilmiş ise ve 10) {beri-bırakılıp} {üstüne-yığılan} ve eğer 11) {sarkıp-çıkartmak} {ön-bildirilmiş} ise. Bunlar bir-zat size ait {Dışarı-geçip-kalandır} = sizin yemek listenizden çıkartılanlardır.

      Bugün karayanlar, {dizi-derleyişiniz} den {denk-güdüldüler}. Onları {ön-düzeyde-tutmayın} -Beni {ön-düzeyde-tutun}! Bugün {dizi-derleyişinizi}{olanca-yaptım} ve size, {eğitim-değerlerimi} –{dolu-derledim} ve{dizi-derlenişinizi} {yolu-yordamına-koyarak} size ait{beklentileri-karşıladım}.

  – Ve kim yoksulluk içindezorlanırsa, aksatmaya meyletmenin püskürtülüşünde. Öylece Allah özgürleştirip {derleyi-kayırandır}]

 

Kesimi bildiren kelime ve anlamları:

ekran

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer önemli üç kelime:

Zekiye: Yırtıcı hayvan, av için eğitilmiş ise.
Fısk: Dışarı-geçip-kalış. Haram olarak bilinen veya yasak. Cümle yapısına göre Yaratıcı Yüce Allah’ın emrinden çıkıp karşı tarafa geçmek.
Heşiye: Ön-düzeyde-tutmak. Onları ön-düzeyde tutarak kendinize biçim vermeyin. Beni ön-düzeyde-tutarak kendinize biçim verin veya onlara bakarak kendinize çekidüzen vermeyin. Kendinize bana bakarak çekidüzen verin.

5/3 ayetinin son iki cümlesi geleneksel dilde:
< Bugün karayanlar, dininizden başka yol aldılar. Onları {ön-düzeyde-tutmayın} -Beni {ön-düzeyde-tutun}! Bugün dininizi {olanca-yaptım} ve size, {eğitim-değerlerimi} –{dolu-derledim} ve dininizi {yolu-yordamına-koyarak} size ait {beklentileri-karşıladım}.

– Ve kim yoksulluk içinde zorlanırsa, alışkanlığa meyletmeden  yiye-bilir. Öylece Allah özgürleştirip {derleyip-kayırandır}>.

 

5/3 ayetinin içinden üç farklı kesim çeşitleri:

5/3   اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ…   وَالْمَوْقُوذَةُ …  وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ ….وَأَنْتَسْتَقْسِمُوا بِالْأَزْلَامِ

 

5/3 ayetinin içerisinde bulunan 11 çeşit kesimin günümüz ile ilgili olan 6, 10 ve 11 sayılı yasakları şunlardır:

1) “Vurularak öldürülen” hayvanlar. İster sopa ile, ister elektrik ile, ister silah ile öldürülsün, eti yenmez.

2) “Beri-bırakılarak (kendinden ederek) bayılıp düşen”
a) Sopa ile vurup bayıltmak
b) Elektrik çarpıp bayıltmak veya
c) ilaç yoluyla bayıltıp ve sonrasında kesime verilen hayvanların eti de yenmez.

3) “Verasetini değiştiren bir program verilmiş (Genetik yapısı değiştirilmiş)” ise, bu tür hayvanın eti de yenmez.

Eğer hayvan aldığı “bayılma”darbesinden ölür veya ölmeyip de ayağa kalkmadan kesilirse, bu tür kesimi yapanlar hayvan katilidirler ve mutlaka ceza görecekler. İnsanlar da bu çeşit etlerden yiyemezler. Veraseti ile oynananlardan da yenmez, kesinlikle haramdır.

Domuz eti de bu yüzden yasaklandı. Çünkü domuz daha öncesinde başka bir hayvandı. Genetik yapısıyla oynandı ve domuz olup pislik yedi. Bu konuda geniş bilgi edinmek isteyenler Almanca yayınladığım  Bei schwierigen Frage: Lass den Kur-an sprechen ” adlı kitapta bulabilirler.

 

Veraset değişimi ve hormon’lamanın  ve  yenmelerinin yasak oluşu:

 20/81  أعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فِيهِ فَيَحِلَّعَلَيْكُمْ غَضَبِي وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبِي فَقَدْ هَوَى

Tercüme, önce Kur’an dilinde: 20/81
[Size ne geçim-kaynakları verdikse, yarayışlıların dan –yeyin ve onun içini {çığırından-çıkarmayın}! Üzerinize{uydurup-derlenen} {sıkıntısı-sarılır}. Ve kimin üzerine {uydurulup-derlenen} {sıkıntısı-sarılırsa}, güdülmüştür]
Güdülmüştür = Rahatlık bulamaz  O, verasetini kurcalayıp ardından verdiğiniz hormonlar, yasak olmakla beraber- yediğinizde size sıkıntı ve bunaltı (stres veya physiksel gerilim) verir, rahatlık bulamazsınız, fıttırırsınız.

Veraset değişimi ve hormonlamak, 5/3 ayetinde de yasaktır. Daha bir çok ayette de başka konular muvacehesinde yasaklandı.

20/81. ayeti geleneksel dilde:
<Size verdiğimiz geçim-kaynakların- size ait yaratılanlarından yeyin. Onların içini çığırından-çıkartmayın, verasetlerini değiştirip şişirmeyin. Yaparsanız, yediğiniz zaman üzerinize değişiklikler yapıp size sıkıntı verir, stres yapar. Kim sıkıntılara maruz kalırsa, rahatlık bulamaz olur>.

“Çığırından-çıkarmayın” ikili kelime Kur’an’da <Değa> olarak geçer. <Değa> kelimesinin ne anlama geldiğini daha kolay öğrenip anlamak için örnek bir ayet:

 69/11  اَعُذُ باِللهِ مِنْالشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْفِي الْجَارِيَةِ            

Tercüme, önce Kur’an dilinde:
69/11 [Biz, ne zaman Su {çığırında-çıktı}, sizi Gemide taşıdık].

Ayette büyük peygamber Nuh a.s. zamanında gerçekleştirilen su tufanından bahsediliyor.
<Su ne zaman “çığırından çıkıp” dağları aştı, sizi gemide taşıdık>, siz de suyun çığırından çıkması gibi Gen’lere, verasetlere saldırıp onları öylece çığırından çıkartmayın, verasetlere saldırıp homonlarla şişirmeyin.

Bilgilendirme: Ayetlere göre bitkileri gübre yoluyla büyütmek helâldir ve önerilir. Eğitigillerin (ot yiyen hayvanların)da  iyi beslenip tavlanmalarını sağlamak için iyi bakmak da serbesttir. Ayetler sadece verasetleri karıştırıp genleri dışardan etkilemeyi yasaklıyor.

 

Verasetlere, genetik yapılara saldırmanın yasak oluşu:

Dünyanın dengelerini değiştirmekle ilgili bir ayet:

 2/ 205 اَعُذُباِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  –  وَإِذَا تَوَلَّى سَعَى فِي الْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَالْحَرْثَ وَالنَّسْلَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ

Tercüme önce Kur’an dilinde:
2/205 [Ve yeryüzünde belirginleşip {çekip-yönlendirdikleri} zaman, oranın içerisinde Ekin ve kuşakları {güçten-çıkartarak} dengeleri-bozarlar. Allah dengeleri-bozanlara içtenlikle-yaklaşmaz} (=sevmez)].

2/205. ayeti geleneksel dilde:
<Yeryüzünde güç sahibi olup yönetmeye kalktıkları zaman ekinlerin verasetine saldırarak soyları güçten-çıkartırlar. Verasetine saldırılanlardan yiyenler çocuk kısırlığına ve bitkisel dünyanın tohum kısırlığına neden olup yaşamın dengelerini bozarlar. Yaratıcı Yüce Allah da yeryüzünde dengeleri bozanları sevmeyecek>.

Dikkat!

20/61 ayetinde verasetlere saldırıp hormonlarla şişirilen bitki ve ekinlerin insanlara rahatsızlık (stres) vereceği öğretilirken, 2/205 ayetinde de verilen rahatsızlıkların zamanla çocuk kısırlığına neden olacağı öğretiliyor.

Dolayısıyla tüm ekinlerin ve hayvanların verasetine saldırıp yaratıcımız Yüce Allah’ın koyduğu düzeni bozmaya kalkanların, verasetlerini bozarak bozdukları ekin ve hayvan ürünlerini yiyen tüketiciler verasetlere saldıranlar gibi sorumlu tutulacaklar. Çünkü verasetleri kurcalanan ürünleri insanlar alıp yiyor. Eğer kimse almaz ise bozguncular da genetik yapıyla uğraşmaz ve karıştırmazlar. Dahası, bozguncular tüketicinin verdiği ticari para ve vergilerle çalışmaktadır.

Bu yüzden kıyamet günü hiç kimse “ben suçsuzum” diyemeyecek.

 

Verasetlere saldırıp yaşamın dengelerini bozanlara verilecek ceza:

5/32  أعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  –  مِنْأَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًابِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًاوَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاءَتْهُمْرُسُلُنَا بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِنْهُمْ بَعْدَ ذَلِكَ فِيالْأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

5/32 [Böyle bir aklanış dan İsrail oğullarına (Tevrat’ta) yazdık, kişiyi püskürtmek ile kim O kişiyi beri-vurursa, veya yeryüzünde dengeleri-bozarsa, tüm insanları öldürmüş gibidir, ve kim onları {ileri-derleyi-verirse}- tüm insanları {ileri-derleyi-verir} gibidir.

       Ve onlara bizim Baş-yollandırıcılarımız {öne-düze-konuşlar} ile geldi de onlar dan çoğu, bunların ardından yeryüzün de, aşırı-gidiyorlar] .

Geleneksel dilde:
<Biz İsrail oğullarına Tevrat’ta yazmıştık, kişiyi öldürmek kastıyla-kim O kimseyi öldürürse veya yeryüzünde dengeleri bozarsa, tüm insanlığı öldürmüş gibidir, kimde Yaratıcı yüce Allah’ın koyduğu düzeni bozmaz ve insanı yaşamaya bırakırsa, tüm insanları – ileri-derleyi-verir –  gibidir = tüm insanları rahat bırakmış gibidir…>.


Verasetlere saldırıp onları hormonlarla şişirmenin arkasında kimin olduğunu bildiren bir ayet:

Ayet şeytanın insanlara bu işi dayatacağını bildiriyor:

 4/119  اَعُذُ باِللهِ مِنْ الشَيْطاَنِرَّجيِمْ  – وَلَأُضِلَّنَّهُمْ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمْعوَلَآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الْأَنْعَامِ وَلَآمُرَنَّهُمْفَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللَّهِ وَمَنْ يَتَّخِذْ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْدُونِ اللَّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُبِينًا

Tercüme, önce Kur’an dilinde:
4/119 [Onları {söküp-çözeceğim} ve onlara {güvence-almayı} bildireceğim ve onlara Eğitigillerin {yon-yolluklarına} {el-sokmayı} emredeceğim ve onlara emredeceğim de Allah’ın yarattıklarını püskürtecekler.

Ve kim Allah’ın {dizi-derlediklerin} den Yan-çekeni {çeki-yönlendirici}alırsa, {önü-sıra-düze-konmuş} bir kayıpla, -kayba-uğramıştır] 


Son cümle: Geleceğe yönelik bir kayıpla kayba uğramıştır.

Ayet genelde Şeytan’ın ilk kez Yaratıcı Yüce Allah’a karşı fikir beyan edip işten çıkartılınca insanları yoldan çıkarmak için izin istedi. Ona izin verilince bir çok vaatte bulundu. Onlardan bir ayet:

Geleneksel dilde:
<Ve ben insanları soy ve aileden söküp-çıkartacağım, kendilerine güvenir yapacağım, onlara otçul hayvanların döllenişlerini Öküzlerle değil, ellerini eldivenlerle sokarak yapmayı emredeceğim. Onlara emredeceğim de Yaratıcı Yüce Allah’ın yarattıklarını püskürtecekler, verasetlerine saldırarak hormonlarla şişirecekler.

Kim Yaratıcı Yüce Allah’ın yarattıklarından yan-çekeni, şeytanı çeki-yönlendirici alırsa, geleceğe yönelir bir kayıpla, kayba uğramıştır>.

Böylece şeytanın dayatmalarına boyun eğenler veya şeytana uyanlar yeryüzünün her alanda dengelerini boza-geldiler. Eğer insanlar da onların yaptıklarına karşı çıkmazlarsa fesatçıların  işledikleri günahlara ortak olmuş olurlar.

Devamı geliyor…